O Yaz

Aşk | Sevgi | Mutluluk | Hüzün | Ayrılık |

About Me

This is the place where you can put a brief summary of yourself. Or perhaps you have something to be shown off.

To completely remove this top box (i.e recent post, about me & search), head to header.php, delete everything between "TopBox: START" and "TopBox: END".

ASSOS Plajı

Written by admin on Mar 2nd, 2008 | Filed under: Plajlar

ASSOS
Assos ya da günümüzdeki adıyla Behramkale (Behramköy), Çanakkale’nin Ayvacık
ilçesinde M.Ö. 1000 li yıllardan bu yana, kesintisiz olarak yaklaşık 3 bin
yıldır yaşamını sürdüren bir yerleşim yeri. Balığı ve kalamarıyla ünlü
Assos, ünlü filozof Aristo’nun burada evlenmesine neden olacak güzellikte
bir cennet.

Tarihi evlerden oluşan köyde, Ortaçağ mimarisini andıran yapılar arasında
dolaşıyorsunuz. Tepelerde binlerce yıllık taşların üzerinde yürürken, pırıl
pırıl denize karşı kurulmuş olan bu antik kentin sakinlerinin, ne kadar
şanslı olduklarını düşünüyorsunuz. Yıkıntıların arasında geçmişin izlerini
ararken, burnunuza çarpan kekik kokularını da görmezden gelemiyorsunuz bu
arada.

MÖ.VII yüzyılda Midilli’den gelen Methymnalı’ların kurduğu sanılan Assos’ta
ilk kazılar, 1881-1883 yılları arasında, Clark ve Bacon başkanlığındaki
Amerikan kazı ekibince gerçekleştirilmiş. Ancak yıllar sonra 1980 yılında,
Prof.Dr.Ümit Serdaroğlu başkanlığındaki Türk arkeolog ve uzmanlardan oluşan
bir ekip, tekrar başlamış kazılara. Sonuçta, yılların emeği ile ortaya Antik
Tiyatro gibi muhteşem eserler çıkmış.

Yeniden başlayan kazı çalışmaları, köyün hareketlenmesine neden olmuş.
Limanda yer alan yapılar, orjinal mimarisinin bozulmamasına dikkat edilerek
onarılmış ve böylece köy, 500 kişiyi ağırlayabilecek bir kapasiteye ulaşmış.
Temiz havası, denizi, balıkçılığı ve Ören yerine olan bağlantısıyla şipşirin
bir tatil beldesi oluvermiş. Bugün İstanbul ile Assos arasında günde 10
otobüs seferi yapılıyor.

Hem denize, hem de karaya egemen bir tepeye kurulan Akropol, 3 kilometre
uzunluğunda bir surla çevrili. İşçiliği ve mimarisi açısından döneminin en
önemli surlarından biri olarak nitelendiriliyor. Özellikle, birbirinden ayrı
biçimlerde yapılmış kapıları, gelen ziyaretçileri büyülüyor.

Athena Tapınağı
İÖ 530′da, Akropol’ün en yüksek yerine (236 metre yüksekte)kurulmuştur.
Assos kalıntılarının en önemli yapısıdır. Dorik üslupta olmasına karşın,
İyon üslubunun özelliği olan çatıaltı frizi vardır. Yanlarda 13′er, ön ve
arkada 6′şar sütunla çevrili pepiteros planındadır (bir dizi sütunla
çevrili).

İki basamaklı podyum, günümüze ulaşabilmiştir. Kazılarda ana bölümde bulunan
Helenistik Dönem çakıl mozaik döşeme ve sunak, daha sonra yok olmuştur.
Tapınagın kabartmaları, Paris, Boston ve İstanbul Arkeoloji müzelerindedir.
Dorik başlıklar, sütun kaideleri ve öbür mimari kalıntılar, çevrede
görülebilir.

Agora
Akropol’ün güney yamacındadır. Çevresinde dönemin resmi yapıları yer
almaktaydı. Agora Tapınağı’nın, İÖ II. yüzyıldan kalıntıları görülebilir. Bu
yapı daha sonra kiliseye dönüştürüldüğünden, özgün planı hakkında bir bilgi
yoktur.

Bouleuteiron (Meclis)
Agora’nın doğusundadır. Kürsü, heykeller ve küçük anıtsal yapılardan
oluşuyordu.

Gymnasium
İÖ II yüzyılda yapılmıştır. Agora ile batı kapısı arasındadır. Dört yanı
Dorik üsluptaki sütunlarla çevrili, taş döşeli bir avlu biçimindedir. 32X40
m ölçülerindedir. Girişteki yarım daire şeklindeki basamaklar, günümüze ne
yazıkki ulaşamamıştır. Kuzeydoğusunda Bizans döneminden kalan bir kilise ile
güneybatısında da bir sarnıç bulunmaktadır.

Tiyatro
İÖ II yüzyılda Agora’nın yakınına kurulmuştur. Son yüzyıla dek tümüyle
korunan yapı, günümüzde çok yıkıktır. Geleneksel Grek tiyatro planına uygun
olara, at nalı biçiminde olduğu sanılmaktadır. Roma döneminde yenilenmiştir.

Stoa
Önü sütunlu, üstü örtülü galerilerdir (revak). Biri Agora’nın kuzeyinde,
öbürü de güneyindedir. Kuzeydekinin İÖ III yüzyılın sonunda ya da II
yüzyılın başında yapıldığı sanılmaktadır. İki katlı, Dorik üsluptadır. Alt
katta, sütunların arası dörtgen panolarla süslenmiştir. İkinci katın
duvarında, tavanı oluşturan ağaç kütüklerin yerleştiği delikler
görülebilmektedir.

Aynı dönemden olan güney stoa, üç katlıydı. Orta katta 13 dükkan
bulunuyordu. Alt katta ise sarnıç ve 13 hamam yer almaktaydı.

Nekropol
Helenistik ve Roma dönemlerindendir. Nekropol’ün batı ve doğu kapılarını
bağlayan yol boyunca, mezar ve anıtlar sıralanmıştı. Batı kapısının
kuzeyinde, Publius Varius’un mezar kalıntıları bulunmaktadır.

Hüdavendigar Camii
XIV. yüzyılda, I.Murad döneminde, Assos yıkıntıları arasında yüksek bir
tepeye kurulmuş görkemli bir yapıdır. Bizans ve Roma dönemi kalıntılarının
kullanılmış olması ilginçtir. İçten çok yıkık durumdadır. Alçı mihrabı
süsleyen yaprakların içi, kabartma rumilerle bezenmiştir. Mihrap nişinin
yanlarında sütuncuklar vardır. Ana mekan, 8 köşeli kasnağa oturan bir
kubbeyle örtülüdür. Son cemaat yerinin iki yanı kapalı olup yanlarda basık
kemer, ortada uzunlamasına tonozla örtülüdür. Minaresi yoktur.

Behramkale Köprüsü
XIV. yüzyılda Tuzla Çayı üstüne yerel taşlardan yapılmıştır. Sivri kemerli
yan gözler 7 metre, orta göz 15 metre yüksekliğindedir. Köprü bugün
kullanılmamaktadır.

deneme3

Leave a Reply

  • Sponsor Bağlantılar

  • Son Yorumlar

  • Takvim

    Kasım 2008
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Eyl    
     12
    3456789
    10111213141516
    17181920212223
    24252627282930
  • Arşivler

  • Sayfalar

  • HepsiBurada