O Yaz

Aşk | Sevgi | Mutluluk | Hüzün | Ayrılık |

About Me

This is the place where you can put a brief summary of yourself. Or perhaps you have something to be shown off.

To completely remove this top box (i.e recent post, about me & search), head to header.php, delete everything between "TopBox: START" and "TopBox: END".

Ayvalık Plajı

Written by admin on Mar 2nd, 2008 | Filed under: Plajlar

İklim ve kokulu imbatı …Yazları tüm çevre cayır cayır yanar, terlerken, biz Ayvalık’lılar batıdan esen ve genellikle öğleleri bir sularında başlayan imbatla, bol iyotlu serin havayı ciğerlerimize doldurarak serinleriz. Bazıyazlar da “meltem” adını verdiğimiz ölgün bir kuzey esintisi baş gösterir Kazdağı yönünden. Haftalarca sürdüğü de olur.Durgun, boğucu yaz sıcağı içerisinde nefes almanızı sağlar bu esinti. Ayvalık’ın iklimi, Ege’nin kendine özgü, kıyı iklimidir. Yazın kavuruculuğunu, kışın donduruculuğunu anlamazsınız. Meteoroloji verilerine göre 1.Mayıs- 30.Ekim tarihleri arasındaki zaman dinlenmek,gezmek,denize girmek için en uygun zamandır.

Genel görünüş, gidebilenlerin yerinde, gidemeyenlerimizin ancak sinema,dergi ve kartpostallarda izleyebildiği kadarıyla, bir Akdeniz sahil ilçesi havasındadır.
Anadolu’nun iç kısımlarındaki ilçelerine benzer yanını güç bulursunuz,ilçe-kent karışımı bir yerdir diyebiliriz.

Ayvalık otobüs terminalinden Küçükköy Belediyesi otobüsleri ile Sarmısaklı’ya gidebilirsiniz.Ayrıca ulaşım için terminalden ve daha çok da şehir merkezinden kalkan dolmuş minibüslerden de yararlanabilirsiniz.

Şeytan Sofrası,harikulade bir tepedir.Deniz,koylar,adalar ve çamlıklar ayaklarınızın altında kalır.Oraya çıkıp doğayı,güneşin batışını seyrederken,iki zıt duygunun etkisi altında kalırsınız:Doğaüstü sanırsınız kendinizi ya da hiç! Cumhuriyet Alanı’ndan kalkan dolmuşlarla gidebilirsiniz,kendi otomobiliniz yoksa tabii…Varsa, Çamlık’tan sonra Sarmısak yönünde yola devam ediniz,sağ tarafta bir kilometre sonra karşınıza çıkacak bir levha yol gösterecektir size.Çam ormanı içinden geçen dar ama asfalt bir yol, tepeye kadar varır.
Şeytan sofrası,yuvarlak bir sofra gibidir.Çepeçevre sarp kayalıkların üstündedir.Oradaki gazinoyu,doğayı seyretmekte olan insanları bir an için unutun,görmezlikten gelin…Şeytanların bu sofra etrafında gerçekten oturmuş,toplantı yaptıklarını sanacaksınız
… Tımarhane Adası’nı da buradan bir güzel seyredebilirsiniz.
Tımarhane Adası’nı seyrederken altta,sol altta bir koy göreceksiniz…Bu koya dikkatle baktığınızda dalgacıkların üstünden aşıp geçtikleri bir göçük,bir kayalık dikkatinizi çekecektir…Bu,70-80 yıl öncesine kadar üzerinde çok küçük bir kilise bulunan, bir”adacıktı”!Bazı balıkçıların aileleriyle birlikte yazı geçirdikleri bir küçük ada…Yunan fanatik şairi ve kilise ressamı Fonti Kondoğlu’nun da eskiden yazları uğrak yaptığı adacık…Yüzyılımızda fanatizm göçüyor,bir fanatiğin hayranı olduğu adacık göçüyor…garip bir raslantı!”

Sayın “Ayvalık dostu” emekli kitapçı,yazar Ahmet Yorulmaz’ın Ayvalık’ı Gezerken 5 isimli kitabında yazdığına göre: Ayvalık’ın karşısındaki adaya Cunda deniyor.Bu adın Piri Reis’in Kitab-ı Bahriye’sinde geçen Yunda Adalarından Galat olduğu sanılıyor.Ulusal Kurtuluştan sonra, emperyalist düşmana ilk karşı koyan kahraman komutanın anısına adaya “Alibey Adası” adı verildi.Her iki isim de kullanılmaktadır bugün. Bazı gezginlerin, halktan birisinin adaya “Cunda” demesini yadırgamamaları, isimde Rumluk aramamaları gerekir.Çünkü Ayvalıklı Rumlar buraya “kokulu ada” anlamına gelen “Moshonis” adını vermişlerdi.Bunun da ünlü bir korsandan geldiği kayıtlıdır. 

..Cunda adını yadırgayanlara, adaya ait bir Osmanlı mührünü yazıp çevirelim: 

Mühürde biri Arapça, diğeri Latin rakamlarıyla kazılmış bir tek tarih vardır: 1862. Mührün dış kenarında büyük harflerle ve Yunanca “Dimarhia Moshonision”,ortasında Arapça harflerle “Daire-i Belediye, Cezire-i Cunda”(Buradaki Cunda kelimesi tartışma konusudur) yazılıdır: “Cunda Adası,Belediye Dairesi”deniyor.Ama ne var ki Osmanlı bu adaya Cunda derken,Ortodoks tebası Moshonis diyordu!
 

Diğer iddiayı da aynen aktarıyorum;
“Alibey Adası ve yöresinin, İ. Ö Herodot tarafından Ekatonisos olarak anıldığını görüyoruz. Coğrafyacı Strabon ise, Ekatos , Apollon’dan başkası değildir ve son derece kutsanan bir Tanrıdır diyor. Daha sonra yöreye Moshonisia denmeye başlanmıştır. Moshos ismi için de iki fikir ileriye sürülmektedir. Biri yöredeki bitkilerden yayılan güzel kokulardan esinlenildiği, diğeri de eski çağlarda yöre adalarında barınan Moshos adında bir korsandan bu ismin alındığı yönündedir. Yöreyi incelediğimizde , yalnız üstünde yaşadığımız adanın (Cunda) bitki örtüsünün zengin olduğunu görürüz. Diğer adaların boş ve çalılarla kaplı olduğunu görüyoruz. ( Moshonisia çoğul bir deyimdir bütün adaları kapsar). Öteki adalarda güzel koku yayan bitkiler olmadığına göre, bu adaların arasında barınan korsan Moshos’tan bu ismin alınmış olması akla daha yakındır. Cunda isminin yanlış okunan bir sözcükten kaynaklandığını yıllardan beri söylüyor ve ısrar ediyorum. Cunda , ne Türkçe ne de Yunanca bir sözcük değildir, İtalyanca bir sözcüktür, ve biz sözcüğün bir uç anlamında olduğunu çocukluğumuzdan beri biliyoruz. Bazıları bu sözcüğün İtalyanca’da yatay serenlerin her iki başı anlamına geldiğini söyler. Adanın gemi sereni ile ne ilgisi var? Sözcüğün doğru olduğunu ve adaya yakıştırılmış bir deyim olduğunu kabul etsek bile, bu Cunda sözcüğünün , Ayvalık’ın cundası, yani Ayvalık’ın ucu olarak söylenmiş olması gerekir (İzmir’in Karşıyaka’sı gibi). Piri Reis 1513 yılında meydana getirdiği “Kitab-ı Bahriye” adlı eserinde , Pirgos (Maden Adası) Limanı ile diğer adaları inceliyor ve Yunda Adaları olarak kitabında belirtiyor. Kıyıları en ince ayrıntılarına kadar anlattığı halde Ayvalık’tan söz etmemektedir. Kanaatimize göre boğaz , çok sığ-bir diz boyu derinliğinde - olduğu için limana girememiştir Tarihi olayları dikkate aldığımızda , Ayvalık Köyü’nün o tarihte çok küçük te olsa kurulması gerekir. Piri Reis’in kitabında kullandığı “Yunda” kelimesini Türkler kullanmıştır ve 1862 yılında Osmanlı yönetimi ile Rum toplumu uyuşarak belediyeyi kurduklarında belediye için yazdırdıkları ilk mührün dış kenarına Yunanca büyük harflerle “Dimarhia Moshonisia” (Belediye Moshonison), mührün ortasında da Osmanlıca olarak “Daire-i Belediye , Cezire-i Yunda” yazılmıştır. Mührün fotoğrafı elimizdedir.Mührün ortasındaki Osmanlıca yazının yanlış okunması sonucu , Cunda sözcüğünün ortaya çıkmış olduğunu anlıyoruz. Çok az Osmanlıca bilmeme karşın mührün Osmanlıca bölümünü “Cezire-i Cunda ” değil “Cezire-i Yunda” olarak okuyorum. Yıllardan beri mührü doğru okutamadım. Yaptığım araştırmada aslen ada doğumlu ve değişimle Yunanistan’ a göç etmiş bulunan Prof. Yazar Sitças Karaiskaki’nin “Vatanım Moshonisia” adlı kitabında , Türkler’in adaya Yunda adası dediklerini yazar . Piri Reis ve Sitças Karaiskaki’nin yazdıklarına bakılırsa , mührü doğru okuduğum anlaşılır. Adadan ayrılmış olan Rumlar’ın hiç biri Cunda sözcüğünü bilmemektedir.”

deneme3

Leave a Reply