O Yaz

Aşk | Sevgi | Mutluluk | Hüzün | Ayrılık |

About Me

This is the place where you can put a brief summary of yourself. Or perhaps you have something to be shown off.

To completely remove this top box (i.e recent post, about me & search), head to header.php, delete everything between "TopBox: START" and "TopBox: END".

Archive for the ‘Tatil Yerleri’ Category

Odeon Turizmin hedefleri

Written by admin on Haz 24th, 2008 | Filed under: Tatil Yerleri

27 milyon YTL ciro elde etmeyi hedefliyor.

Yurtiçi tatil piyasasında yıllardır uygulanmakta olan; değişik pazarlara farklı fiyat politikaları nedeniyle, kendi ülkesinde tatile çıkabilmek için yabancı turistin satın aldığı tutarın üstünde bedel ödemek zorunda kalan yerli turist artık şikâyet etmeyecek. Odeon Tours’un “Modern Tatil Anlayışıyla Türkiye’de bir ilk…” başlığıyla pazara sunduğu, uçak paketli tatiller sayesinde bu durum ortadan kalkıyor.

Türkiye’de bir ilke imza atarak, yerli turistler için hazırladığı 5 yıldızlı otelde 7 gece konaklamalı tatil paketine uçağı da ekleyen Odeon Tours, ilk uçuşunu 14 Haziran’da 572 YTL’den başlayan fiyatlarla gerçekleştirdi.

Ankara, Adana ve İstanbul’un her iki yakasında bulunan havalimanından Antalya’ya ve yine Ankara’dan Dalaman ile Bodrum’a, yaz boyunca her cumartesi, 7 gece konaklamalı paket tatil seçenekleri oluşturan Odeon Tours, bu hizmetini kendi merkez satış ofisi ile beraber 40 ilde bulunan toplam 224 acentesi üzerinden tüm tatil severlere sunuyor. İstanbul ve Ankara kalkışlı tüm uçuşlar Türk Hava Yolları’nın, Adana kalkışlı uçuşlar Pegasus’un tarifeli seferleri ile gerçekleştiriliyor. (more…)


Kuşadası

Written by admin on Mar 24th, 2008 | Filed under: Tatil Yerleri

Ege bölgesi, Aydın ili, Kuşadası tatil yöresi

Aydın il merkezine 71 km. uzaklıkta, Ege Bölgesi’nin denizle buluştuğu kıyı şeridinde yer almaktadır. Kuzeyde Selçuk ve Pamucak, güneyde Dilek Yarımadası ile sınırlanan ilçe merkezi İzmir, Efes, Meryemana, Milet, Didim, Pamukkale, Marmaris, Bodrum gibi önemli turistik merkezlerin odağında bulunmaktadır.

Kuşadası Limanı, Yunanistan’a ait Sisam adasına yakın olması nedeniyle, buraya gelen turistler için Türkiye’nin ikinci önemli deniz kapısıdır.

Ulaşım
Kuşadası’na kara ve deniz yolu ile ulaşım imkanı vardır. Kuşadası Limanı bölgenin önemli limanlarındandır. En yakın havaalanı İzmir’dedir. (more…)


Armutlu

Written by admin on Mar 24th, 2008 | Filed under: Tatil Yerleri

Yola İstanbul’dan özel araçla çıkıyorsanız ya Eskihisar’dan Topçulara ya da körfezi dolaşarak Yalova’dan termal yönünde Çınarcık yoluna giriyoruz. Aslına bakarsanız İstanbul Yenikapı’dan direk seferle kısa ve konforlu yolculukla Armutluya ulaşma imkânı da var.Termal yolunda denizi sağımıza alıp ilerliyoruz. İlk karşımıza çıkanlar çiçek seraları, bölgenin mümbit topraklarında yetişen Mayıs ayı ürünü enginar satıcıları oluyor. Bunları saksı ve kesme çiçek satanların albenili tezgâhları takip ediyor. İlk durak Çınarcık Çin Seddi misali oluşmuş yazlıklar denizi karşılarına almış, sırtını ormana vermiş onar katlı apartmanlarla geçiliyor. Nüfus tabelası 9000 yazıyorsa da aldanmayın bir de yazın görün. Bu noktada Armutluya 34 km, Gemlik için 75 km yolunuz kalıyor. Çınarcık ve Teşvikiye bitince evler apartmanlar da bitiyor. Artık yemyeşil bir doğa ile baş başasınız. Hele mevsim baharsa yoğun çiçek ve ot kokusu ciğerlerinize dolmaya başınızı döndürmeye başlıyor. Dahası değişik kuş sesleri içinde kendinizi Afrika’nın tropik ormanlarında sanabiliyorsunuz. Yaşlı çınarlar altında kurulu çay bahçelerinde toprağa basarak oturma imkânı zaman zaman bulunan mekânların bitiminde Şenköy’e geliyor ve ağızları açık bırakacak kadar görkemli bir çınarla karşılaşıyorsunuz. Üzerinde 3000 yaşında yazıyor. Gövde içi 36 metre kare olan alanda lokanta kurulu. Ağaç çevresinde karaağaç, gürgen, ıhlamurlar arasında dağılmış Osmanlıdan kalma mezar taşları, sütun başları görülüyor, yoğun kuş korosu konseri hep duyuluyor. Eski bir Rum Köyü olan Engere denilen tepede Şenköy’ün evliyası Yaren Baba türbesine ziyarete gelenler de oluyor. Engere’nin şirin ve küçük kumsallı plajı eski yerleşim alanı olarak izlerini sürdürürken günümüzde kampçıların gözde mekânı olma özelliğini de sürdürüyor. Yazın çok kalabalık olan plajın 3 km uzağında kimsenin açıkta kalmayacağı pansiyonlar hizmet veriyor.

Bir başka yerleşim olan Esenköy’e gelirken rampa inişinde sahil köyünü bir çırpıda tepeden görüyorsunuz. Sapsarı renkli, kokulu çiçekleriyle Katırtırnakları, satılık villalar, denizin yoğun yosun kokusu aklınızı çeliyor. Bilgede Çamlıbel Tesisleri plaj+kafe, Alabalık Şelale, Bülbül Deresi et+mangal, lokantaları hizmet veriyor. Güzergâh boyunca Karadeniz sahillerine nispet yaparcasına dağdan, taştan yeşil fışkırıyor, denizle kucaklaşıyor. Burun deliklerini yakan doğanın parfüm kokulu yolu, motosiklet sürücüleri için ideal ortamı tatlı meyiller, inişli çıkışlı rampaları ile sürücüsüne keyif vererek sağlıyor. Armutlu girişi öncesi Kaplıcalar mevkiinde, günübirlik aile banyoları, jakuziler, bay, bayan havuzlar, konforlu odalar, sağlık ünitesi, masaj, fizik tedavi ile hizmet veren Armutlu Kaplıcaları yer alıyor.(Tel no: 0(221)531 44 20) Bir başka tesis ise Kartal Resort (Tel no: 0(226) 531 47 77) Armutlu merkezinde yapım tarihi bilinmeyen fakat günümüze dek kullanıma olanak tanıyan antik taş Çarşı Köprüsü görülüyor. Geçmiş yıllarda şarapçılıkla uğraşan Rumların oturduğu bilinen yörede, günümüzde 24 ev koruma altına alınmış ve yenileme sonucu turizm amaçlı kullanımı projelendirilmiş. Armutlunun en uç noktası sayılan Bozburun mevkiinde yer alan bir başka anıt çınar görülesi heybete sahip bulunuyor. Selimiye bölgesi ise sahip olduğu Hıristiyanlık izleri taşıyan iki manastırı ile anılıyor.

Armutluya nasıl gidilir ?
Armutluya direk seferlerle İstanbul Yenikapı ve Bostancıdan 1,5 saate ulaşmak mümkün. Thuya eko-pansiyona gelecek konuklar, telefon ederlerse iskeleden servisle alınarak 7 km lik yolu olan Mecidiye Köyüne getirilip tatil dönüşü önceden bilet alınarak aynı şekilde iskeleye kadar bırakılıyor.Bir başka yol ise Pendik’ten araçlı feribotla Yalova’ya, Yalova’dan Gemlik veya Çınarcık üzerinden Armutluya geliniyor. Turyol Deniz Acentesi yolcu taşımacılığını İstanbul Eminönü ve Kadıköy iskelelerinden Esenköy ve Çınarcık seferleri ile gerçekleştiriyor.

Esenköy Tel no: 0(226) 243 63 93
Çınarcık Tel no: 0(226) 245 10 20
Eminönü İskele Tel no: 0(212) 527 99 52
Kadıköy iskele tel no: 0(216) 348 10 08

Armutlu’da ne yenir?

Armutlu Yarımadası ve Gemlik çevresi zeytinleri ve zeytinyağı ile ünlü. Gemlik, Umurbey çevresinde çok sayıda zeytin satışı yapan dükkânlar bulunuyor. Ayrıca Armutluda Mecidiye köyü inişinde, siyah, yeşil, kokteyl zeytin çeşitleri tadarak satın alabileceğiniz zeytincilere rastlanıyor. Ekmek veriyorlar sızma yağa banıp yedikten sonra beğenirseniz alıyorsunuz. Armutlu Çetinkaya Restoranda balık yenebiliyor. Narlı şirin lokanta ve kafeleriyle deniz kenarı mola vermeye uygun yol üzeri alternatifler. Sabah kahvaltısında dalından domates, biber koparma olanağının yanı sıra, yemek için hazırlanan fasulye, patlıcan gibi sebzelerden de elinizle toplayabilirsiniz. Yöreye has ekolojik sızma zeytinyağında pişirilmiş, buğdayla beslenmiş serbest gezinen stressiz tavuk yumurtası ile yapılan sahanda yumurta leziz oluyor. (Darı ve mısırla beslenen tavukların yumurtasında kıvam, renk, lezzet, koku değişimlerine rastlanıyor). Yörenin yüksek kokulu, kurutulmuş kekiklerini, köy ürünlerini satın alabilirsiniz. Köyün karabaş, kestane, ıhlamur balı da alınabilir kalitede.

Armutlu’ ve Yalova bölgesinde konaklayabileceğiniz otel, motel, pansiyon ve apartlar;
Baronet Otel ** (0226) 833 70 43
Yalova termal kaplıca tesisleri*** (0226) 675 74 00
Erdilli thermal resort *** (226) 531 41 25
Medusa hotel** (226) 246 00 94
İhlas Armutlu Tatil Köyü


Patriça

Written by admin on Mar 24th, 2008 | Filed under: Tatil Yerleri

Patriça (Patariçe) : Burası Patriça Koyu olarak anılıyor adanın ön yüzüne oranla in cin top oynuyormuş gibi görünüyor.Patriça Koyuna bir başka deyişle buraya huzur koyu da diyebiliriz. Yapılaşmaya izin verilmiyor, zamanında ne yapılmışsa onlar kalmış, şimdi çivi çakmak yasak türünden koruma alanı içinde bulunuyor. Yunanca da koltuk değneği anlamına gelen Patriça gündüzü başka, akşamı başka yaşanan ender kalmış huzur sığınaklarından biri. Ne var diye sorarsanız aslında pek fazla bir şey yok. Temiz, sığ bir deniz, yaşayan deniz canlılarının bile doğallığı korunmuş, etraftan koya atık yok. Zamanında zeytin toplamak için gelenlerin konakladığı Birinci ve İkinci Köy olarak anılan 25 - 30 evden oluşan yerleşimler dışında, yazlıklar, siteler yok. Şekil itibari ile koltuk değneğine benzediği için bu isimle anılan Patriça da 1922 yılında Giritliler yaz kış oturup tarım ve zeytincilik yaparken sonraki yıllarda kimse kalmamış. Giritlilerin hepsi Ayvalığa bakan Cunda’nın ön yüzüne taşınmışlar. (more…)


CUNDA‘da turist olmak

Written by admin on Mar 24th, 2008 | Filed under: Tatil Yerleri

CUNDA‘da turist olmak : Tur acentelerinin vazgeçilmez duraklarından biri olan Ayvalık Cunda Adasına karadan otobüsler veya denizden gezi tekneleriyle taşınan turistler, iskele çevresinde sahil yürüyüşü sonrası Cunda Adasına yeni yapılan çok dükkânlı pazara dalıyor ve bilhassa Ayvalık simgesi, amblemi taşıyan yöresel hediyelik eşyalara, resimlere, biblolara bakıyorlar. Cunda Adasında taş evlerin sıralandığı daracık taş kaplı sokaklarda tur rehberinin verdiği bilgileri dinleyen turistlere, adada bulunan Bizans mimarisi stilindeki Taksiyarhis Kilisesi, Panaya Kilisesi ve diğerleri gezdiriliyor. Bazısı pansiyon, bazısı yazlık olarak kullanılan eski Rum evlerinin kapı tokmakları, duvar süsleri, pencereleri ve pencerelerinden dışarı çıkan müzik sesleri, değişik bir atmosferde olduğunuzu hissettiriyor. (more…)


Cunda Adası ve Patriça Koyu

Written by admin on Mar 24th, 2008 | Filed under: Tatil Yerleri

Adalar ve rüzgarlar ülkesi Ayvalığın şirin adası Cunda’ya (Ali Bey) gidiyor, ünü sadece deniz ürünü restoranlarıyla sınırlı kalmayan adanın arka yüzüne Patrica’ya uzanıyoruz. Ege’nin sofra kültüründe önemli yenilikleri, ağız tatlarının farklı lezzetlerle tanıştığı, buluştuğu Cunda Adasının birbirine tezat üç yüzüne ve son durumuna bakıyoruz. Rumlardan kalma taş evlerinin yer aldığı Cunda Adası bir zamanlar Ayvalığa yakın bir ada iken yapılan kara yolu bağlantıları ile ada olma özelliğini bir ölçüde kaybetmiş. Karayolu bağlantısı daha da genişletilip bir güzel asfaltlanmış, başı ve sonuna iki gösterişli tabela asılmış, adı da “Gönül Yolu” olarak kırmızı harflerle yazılmış. Diğer bağlantı ise köprüyle yapılmış. Köprünün de tabelası var, üzerinde “Bu köprü Türkiye’nin ilk boğaz köprüsüdür” diye belirtilmiş. Köprüyü geçip kaderine terkedilmiş görünen metruk yel değirmeni ile karşılaştığınız kavşaktan sola dönünce 16 balık restoranın bulunduğu restoranlar caddesine geliyorsunuz. Siz bakmayın restoranlar caddesi denildiğine, sahilin Ayvalık ve adalar manzaralı kıyı şeridi boyunca renkli, ahenkli bir hayat yaşanıyor. Kıyı şeridinde yan yana sıralı restoranların tam karşılarında sahil bölümleri var deniz kenarında oturmak isteyenlere. Ayvalık bağlantısının tekneler ile de yapıldığı iskeleler ve balıkçı motorları, pastane, kafe kompozisyonunu, bir türlü doymak bilmeyen balık bekleyen kediler tamamlıyor. Restoranlar arasında kalan bölüm ise hem piyasa caddesi (Bir çeşit podyum da denebilir) hem de çeşitli ağız tatlarının bulunabileceği satış noktaları ile devam ediyor. Bunlar arasında özellikle (Ayvalık Tostu olarak ünlenen) Cunda’nın ünlü peynirli tost yapanları, lokmacıları, sakızlı dondurmacıları, pamuk helva, kağıt helva, buzlu badem satıcıları yer alıyor. Gezici gül sunan kızlar, üstüne üstlük masa masa gezen müzik grupları ilgi çekerken, havalarda uçuşan Ege müzik kültürünün tanınmış ezgilerini harman edip atmosfer hakimiyetini ele geçiren kesif anason ve deniz kokusu buram buram hissediliyor. Masanıza piyangocu da uğruyor, fotoğrafçı da geliyor. En çok duyulan ise garsonların mutfağa verdikleri yüksek sesli siparislerden biri olan “35 lik yaş üzüm” oluyor. Bir de yıllara meydan okuyan, kahve olma özelliğini inatla sürdüren, doğal film platosu gibi estetik mimarisi, müdavimleri, karakter portreleri ile “Taş Kahve” bulunuyor. İçinde kırlangıçlar uçan, tarihi aynaların duvarları, renkli camların kapıları süslediği yüksek tavanları ile ferahlık veren, bayan erkek beraberce oturulan kahve, sahili daha ilgi çekici, cazip hale getiriyor. Durum böyle olunca kimse oturduğu yerinden kalmak istemiyor tabi. Oysa Cunda’nın mimari dokusu içinde gizlenmiş birbirinden ilginç yapılar bir o kadar da akılları çelen güzellikteki görülesi güzellikte evler bulunuyor. Bahçe içinde, basit ama albenisi olan evler, yeni sahiplerinin elinde şirinlik yarışına girmişlercesine temiz boyalı kapı pencereleri, kapı tokmakları, cephe süsleri, dökme demir balkon korkulukları fotoğraf severlere olduğu kadar Cunda’da yürüyüşe çıkanlara da zamanın unutturup içine çekiyor. Kilise sayısı oldukça fazla olan adanın çeşitli yüksek tepeleri, sunduğu panorama karşısında seyredenlerin resim yapma gibi arzularını da harekete geçiriyor. Cunda sahilinin sağ tarafı ise teknelerin konaklama ve bakımına ayrılmış. Bu bölümde yaşanan renk cümbüşü, betona yenik düşmüş kent dokusu içinde duyguları körelmiş olanlara, farklı bir atmosfer yaşatıyor. Yolun sonunda Cunda Adasını karşınıza alıp doyurucu manzarasını seyredebileceğiniz upuzun dalgakıran bulunuyor.Değirmenli kitaplıkCunda adasına 23.03.2007 de kazandırılmış yeni yapılardan biri de her açıdan rahatlıkla görülebilen bir tepenin zirvesinde bulunan küçük bir ayazmanın restorasyonu ile yapılmış. Yıllarca bakımsız, harabe durumda görünen ve keçilerin otladığı tepede, dört duvarı kalmış yapı, Rahmi M. Koç himayesinde tamamlanıp, Necdet H. Kent kitaplığı olarak isimlendirilmiş. Yapının çevre düzenlemesi sırasında bulunan değirmen temeli nedeniyle, eskiden var olduğu sayılarak kitaplık yanına bir de değirmen inşa edilmiş.


Cunda - Ayvalık

Written by admin on Mar 2nd, 2008 | Filed under: Tatil Yerleri

Cunda

     Güzelliklerine doyulmayan,adeta Tanrının kullarına bir lutfu gibi olan Ayvalık’ın karşısındaki adaya Cunda deniyor.Bu adanın, Piri Reis’in Kitab-ı Bahriyasindeki Yund Adaları olduğu, Yund adının giderek Cunda’ya dönüştüğü, sonucuna varıyoruz.. Ayvalık’ta, emperyalist düşmana karşı ilk asker kurşununu attırmış Komutan Ali Çetinkaya anısına, ‘Alibey Adası’ dendi. Her iki isimde kullanıla geliyor, kimse yadırgamasın, yabancı kaynaklı isim sanmasın. Bazı yetki sahibi kimseler, 1980 darbesinde, bu isimde Rumluk arama sevdasına düşmüşlerdi de… Çünkü Rum taba oraya ‘Moshonisi’ (Kokulu Ada) diyordu, bu bir… İkincisi, Piri Reis’tenyola çıktık yorum yaptık; fakat birde bakıyoruz ki, İtalyanca’da da izi var Cunda’nın, gemilerin yatay sereni anlamına geliyor. Gerçekten haritaya da baktığımızda Cunda, Yatay Seren gibi! Kısacası Piri Reis’in Yund Adaları’yla İtalyanların Cunda sözcüğü birbirine çok yakın. Üstelik Cunda’nın bir yığın adası var. Yani Piri Reis, coğrafyayla da doğrulanıyor.

     Bu görüşü doğrulayan, Osmanlı döneminden kalma bir mührüde yayımladık. İşte çevirisi: Mühürde biri Arapça, diğeri Latin rakamlarıyla kazılmış tarih 1862 dir. Mührün dış kenarında büyük harflerle ve Yunanca ‘Dimarhia Moshonision’ , ortasında da Arapça harflerle ‘Daire-i Belediye, Cezire-i Cunda’ yazılıdır. Biri Yunanca, diğeri Osmanlıca yazılmış, eşanlamlı bir mühür yazısıdır bu: Cunda Adası Belediye Dairesi deniliyor. Ama ne varki Osmanlı Türkü bu adaya Cunda derken , Ortodoks Osmanlı ise ‘Moshonis’ (Kokulu Ada) diyordu!

    Cunda Adası doğrusunu isterseniz ağzımızdan kimi zaman, hemde kendiliğinden, Cunda, kimi zamanda Alibey Adası olarak çıkıyor; Ayvalık’ı açık denize, iki boğazıylada kapayan ya açık denizden sonra mühürleyen, bir görünüm taşıyor. Bu adanın Ayvalık tan bakıldığında solundaki boğaza Dalyan Boğazı, sağındakine de Dolap Boğazı adı verilir. Çok eskiden bir sandalın geçebileceği kadar sığ olan Dalyan Boğazı, 1880 yılın da iki yıllık bir çalışmayla açıldı; En derin yeri bir kulaçtan üçe indirildi, yirmi kulaçta genişletildi.

    Dolap Boğazı dediğimiz yerde, bir köprü var bugün. (Türkiye’nin ilk boğaz köprüsü olarak kabul adiliyor.1966 yılında Senatör Nejat Sarlıcalı’nın önayak olması ile yapıldı. 54 m uzunluğundadır; Toplam 6 ayak üzerinde durmaktadır.) Bu köprüden önce, adaya geniş bir salla geçilirdi, yani 36 yıl öncesine kadar … Köprüden sonra Ayvalık’a gelmek için , Soğan Adası’ndan sonra (Lale Adası) , 500 m uzunluğunda bir yol vardır. 1817 de yapılan eskilerin ‘Peratariya’ (geçit) dedikleri bu yol , atlı bir arabanın ancak geçebileceği genişlikteydi. 1960 lı yıllarda başlayan çalışmalarla , günümüzde yayalar için bırakılan geniş şeritler dışında, iki aracında rahatça geçebileceği bir düzeye getrilmişltir.

    1900 lü yıllarda , 8-10 bin kişinin oturduğu adada , ikibin insan barınır günümüzde. O yıllarda 4 ilkokulu , 1 kız okulu , 1 öksüzler yurdu varken , bugün sadece bir ilköğretim okuluyla bir çocuk yuvası bulunuyor. Ahtapot üretimi yılda 100 bin kg dı, burada yetiştirilen üzümler yetmediğinden , dışarıdanda getirtilerek üretilen şarap miktarı 500 bin lt di.

    Ada ilçesi dedik. Evet Cunda , namı değer Alibey Adası , ilk Ayvalıklılar’dan Sn. Hüseyin Önen’in verdiği bilgiye göre , 31.03.1908 de İstanbul’daki ünlü gerici isyanından sonra, bucak oluyor. O tarihe kadar Osmanlı yönetiminde , Midilli Valiliği ‘ne bağlı bi rilçedir Cunda. Belediyesi vardır, okulları vardır , o da Ayvalık kadar olmasa bile zengindir , görkemlidir…Güzelim binalarının yoğunluğu , Ayvalık’ı da geniş ölçüde harap eden 1944 zelzelesiyle birlikte ortadan kalkar, günümüz Cundası doğar.
   Yazları Ayvalık’tan ve Cunda’dan , saat başlarında karşılıklı motorlar kalkar. Bu 15-20 dakikalık deniz yolculuğu dinlenmeye gelenlere kısa süreli bir eğlence gibidir, teknelere binmeye adeta can atarlar adaya bu yollada karayoluyla yarım saatte bir kalkan belediye otobüsleriylede gidilebilir.Her iki yolda kendine özgü renkler taşır.
   Adaya vardığınızda, tepelerine çıkarak , doğayı izlerseniz, boğazların adaların , içiçe girmiş koyların, zeytin ve çam ormanlarının güzelliğine doyamayacaksınız . Pekiyi , ya adanın içerisi.
   Kentsel yada mimari cümbüş, ada sokaklarında sarhoş eder insanı! Neo-klasik mimari hayranlarına ; doğayla ve sessiz bir kentte yaşam isteği olan tutkunlara , en uygun yerdir bu sokaklar. Kah , girilen bir sokağın loşluğuna karşın , bir kapının dibinden fışkırıp üst kat penceresine tırmanan asmasıyla , Venediğin dar bir sokağında ; Yeşile hiç yüz vermemiş kimi sokağında da adeta Bizans ta duyumsarsınız kendinizi. Doğa, tarih, mimarlık ve siyaset yollarında dolaşır durursunuz artık… Eski insanların eski uygarlıkların bir yeridir bu ada. Bol bol yorulana dek gezin… Kıyı kıyı , çepeçevre , inişli çıkışlı yollarda dolaşın… Öyle koylarla , öyle yüzülecek , dinlenilecek yerlerle karşılaşıcaksınız ki eski insanların buralara yerleşme nedenlerini , kendi kendinize keşfedeceksiniz. Filozof, tarihçi, coğrafyacı. Stravon ve ondan sonra gelen Plinius buradanda söz ederler hep. Günümüzün yoran , çıldırtan kirli uygarlığından uzaklaşma olanağını bulacaksınız bu yerde . Eskiden burada oturan Osmanlı Rumları , boşuna kokulu ada demediler buraya ! …
   Dinlendiğiniz yada sadece gezmek için geldiğiniz adanın zevkine tam varabilmeniz amacıyla , İsa’dan önce gelmiş yazarlarında , buralardaki uygarlıklardan birşeyler yazdıklarını ekleyelim de görevimizi yapmış olalım: Klaodius , Ailianos ve Ptolomaios bizden vede yani araştırma sonuçlarına değin şimdilik bu kadar…
   GÜN BATIMINI KAH TEPELERİNDEN, KAH KIYILARINDAN İZLEMEK…
   Paha biçilmez güzellikleri olan, büyüleyen bir denizin çevrelediği ve önceki oturanlarında ‘Küçük Paris ‘ diye adlandırılan Cunda da gün batımını , kah tepelerinden , kah kıyılarından izlemek, insana , olağan üstü hoş bir ruh tinliği verir.Başınızda yazlık bir şapka olması koşuluyla, sokaklarında, tepelerinde,kıyılarında, hatta adalarında dolaştınız; Canınızın çektiği yerlerde denizine girdiniz , birkaç kulaç atarak, kimi yerde de merakınız varsa dalarak , kimi kuytuda uykuya yatarak , güneşin Midilli sırtlarından yok oluşunu da izleyerek akşamı ettiniz…. Acıktınız da … Çok acıkmanız doğal . Çünkü güç harcadınız , hamlığınızı attınız ve en önemlisi bol miktarda su kadar gerekli , hayat kaynağı katıksız oksijen aldınınz … Hatta oksijen bolluğundan bir tuhafsınız adeta sarhoşsunuz da ayırdın da değilsiniz ! … Sahile inerek Bay Nihat Lale Restaurant’ın masasına çöküp , oturun. Papalinanızı , çipuranızı , fangirinizi, mercanınızı, levreğinizi, barbununuzu ve daha yüzlerce çeşit denizin sunduğu nimetleri , zevkinize uygun bir kadeh içkiyle yiyin. Burada ayçiçek yağının lafı bile edilmez. Ünü yurt dışını aşmış zeytinyağının , ultra güzelinin memleketinde , ayçiçek yağının kullanılmasının ayıp olguğunu düşünelim!
   Birde damak tadını bilmemek olduğunu…

MERAKLILARINA: ADA’NIN KİLİSELERİ
1-TAKSİHİYARHİS KİLİSESİ:
   1873 te inşa edilmiştir. Şimdi artık akmayan Aşağa Çeşme sırasındadır. Rumlaqrın geleneksel olarak uyguladıkları, Bizans Mimarisi stilindedir. Cunda adasının metrepol kilisesiydi.

2-AYA TRİYADA:
   1865 te yeniden inşa edildiği kaydediliyor. Adanın ilk inşe deilen kilisesidir. Günümüzdeki Bakkal sokağının sonunda, büyük bir arsa var; kilise oradaydı.

3-AYOS DİMİTRİYOS:
   Doğuya bakan yönde, yel değirmenlerine yakındı deniyor.

4-PANAYA KİLİSESİ:
   Bakkal sokağının başında, iki buçuk duvarı duruyor.1850 de ikinci kez inşa edilmiş.

5-AYOS PANDELEYMONAS:
   Kuzeybatıdaydı kaydı var. Alt sıradaki Ayos Nikolaos Kilisesi gibi denizciler tarafından, azizleri anısına inşa edilmiştir

6-AYOS NİKOLAOS:
   Buda kuzeybatıdaydı deniyor.

7-AYOS YANNİS:
   Adaya girişteki sol tepenin üstünde , dört duvarıyla duruyor. İçinde bir şey kalmamış. Üç denizide gören konumdadır buraya aşıklar tepesi deniyor şimdi.
MANASTIRLARI:
   1817 sayımına göre, ada üzerinde 7 manastır vardı. Sonradan inşa edilen, Cunda’nın kuzeydoğusuna uzanan Ayvalık yönündeki ucun tepesinde bulunan Evan Gelistriya Rahibeler Manastırıyla sayıları, 8 e ulaşmıştır.

1-ÇAMLI MANASTIR (TAKSİYARHİS TA ÇAMYA):
   Adanın merkezinden yaya olarak ve pateriça yolundaki ekşi çeşmenin sol yanı izlenerek, rahat bir yürüyüşle bir saatte varılabilir. O eski yıllarda Ayvalıklılar’ın , Cundalılar’ın , çam kokulu havasını solumak için günübirliğine gittikleri bir tatil ve bir Mayısı kutlama yeriydi.

2-LEKA PANAYA MANASTIRI YADA KORUYAN MERYEM MANASTIRI:
   Ayvalık’ın Dalyan Boğazından çıkışta sağda, aynı boğazdan girişte solda,zeytin ağaçlarının arasından görünen boğaza hakim manastır Leka Panaya dır.

3-AYIŞIĞI MANASTIRI ( AYDİMİTRİ TA SELİNA):
   Cundanın kuzeye bir uzantısı olan Pateriçanın anlamı ‘Koltuk değneği ) dir . Bu kara uzantısına, denizdende karadanda gidebilirsiniz. Karadan gidiş, kısa ve çabuk olur. Pateriçanın birinci köyü ile ikinci köyü eski dönemde aşağı damlar, yukarı damlar deniyordu. Geçtikten sonra, 45 dakikalık bir yürüyüşle ‘Ayışığı Manastırı’ na varabilirsiniz. Bir kapısı üzerinde 1771 bir diğerinde 1795 tarihinin kazınmış olduğunu görürsünüz. Bu tarihlerin manastırın onarım tarihleri olduğu söyleniyor.

4-AYOS APOSTOLOS MANASTIRI:
   Cunda’ya giden köprüyü geçip soldaki sahil yoluna saptığımızda 500 m sonra sağ yukarıdaki küçük tepede… 4 duvarı duran, mimarlık sanatından eser taşımayan , gelişi güzel bir yapı. Küçüklüğünden 2-3 keşişin barınmış olabileceğini sanıyoruz. Manzarası iyi.

5-TAVUK ADASI MANASTIRI (AY YOANNU TOU PRODROMOU):
   Cunda sahilinden rahatlıkla görebilirsiniz. Hatta yüzerek dahi adaya gidilebilir. Altlı üstlü 120 odalı olduğu bunların yazlıkçılara kiralandığı ; 1821 de Osmanlı’ya başkaldırılarında , Yunan Amirallerinin bu manastırda toplanıp, Ayvalık’ı ve ayrı yerleşim yeri olan Moshonis ‘in ( Cunda) kurtarılmasını planladıklarını kaydediyorlar.

6-GÜVERCİN ADASI MANASTIRI ( AY YORGİ MANASTIRI ):
   Korsanların sığınağa olan bir adadır burası, doğal bir dalyan dır , geçmişte acımasız korsanların yaşlandıklarında, denizleri harmanlayamadıkları dönemleri geldiğinde, ellerindeki kandan , günah ve cinayetlerinden arınmak için sığındıkları bir manastırdı burası.

7-PROFİT İLİYA MANASTIRI (İLYAS PEYGEMBER):
   Köprünün Cundaya gidiş yönünde 200 m sonra , deniz tarafında temel kalıntılarından az bir şey duruyor.

8-KIZLAR MANASTIRI (EVAN GELİSTRİA)
   Bu kiliseler ve manastırların listesini eski Cundalılar Sitsa Karaiskaki nin ‘Yurdum : Kokulu Adalar ‘, Vasiliki Ralli’nin ‘Unutulmaz Yurt’ : küçük Asya kitaplarından derledik.
ESKİ KENTLER UYGARLIKLAR YATAĞI
   Antik dönem dahil , onu izleyen yüzyılların yazarlarını da eklediğimizde , 12 den fazla tarihçinin Cunda adalar dizisi üzerine yazdığını saptıyoruz. Bize verilen bir bilgiye göre 1895 te yayınlanan ‘Hekatonissos’ adlı kitabında eski Osmanlı uyruklu Evstratios Drakos adlı Cundalı bir coğrafyacı bu adaların tarih öncesini anlatır. Bu Cundalı coğrafyacı Drakos’u kaynak göstererek Ayvalık üstüne yazmış buradan gitmiş olanlar şöyle diyorlar: Pordosolene antik dönem uygarlığı , günümüzdeki adı lale olan Soğan Adasındadır. Bu kent sonradan, Pirgos ta ( Maden Adası ) kuruldu. Buralardan çıkarılan iki kitabenin kanıt olduğu öne sürülebilir. Ama ne varki , bu yazıtlardan bir pirgos öteki ise antik Kidonia ( Ayvalık) kentine aittir. Bu yazıtlarında dar uzun geçidin ( Soğan Adası nı Ayvalık’a bağlayan ) genişletilmesi sırasında ortaya çıkarılduğı balirtilir. Fakat gelin görün ki bu iki kanıt Ayvalık’ın tahrip edildiği 3 Haziran 1821 de Ayvalık akademisin de kaybolur!Yapılan araştırmalar Pirgosun ( Pordosolone) Roma çağında inşa edildiğini göstermiştir. Nasos( Cunda) , antik çağda , köprünün Alibey Adası kesimindeydi .Battıktan sonra günümüzdeki yerinde inşa edildi. Yani bugünkü Cunda. Çıplak Adada ve Pirgos ( Maden Adası’n da ) çok sayıda kalıntılara ve Bizans paralarına rastlanmıştır.

CUNDA DA PARA BASILIYORDU
   Küçük küçük te olsa , eski uygarlıklar yatağı Cunda adının daha Nasos olduğu Maden Adası’ndaki Pordosolone uygarlığının yaşadığı dönemde , sikkeleri elden ele dolaşan bir yerdi. Cunda’nın ayrı parası vardı , Pordosolone ( Maden Adası ) nın ayrı…
   Para kataloklarının Küçük Asya bölümünde ‘Classıcal and Hellenıstıc periods:Ionia ‘ başlığı altında , bu sikkelerin de fotoğrafları yayınlanmıştır.
   Bu iki uygarlığın yok olduğu yerde , Osmanlı’nın Yunda , bizim Cunda dediğimiz bu adada , para basma geleneği 1882 ye kadar gelir. İlginçtir çevre belediyelerden yine ileridedir burası … Tıpkı belediye kurmada olduğu gibi.
   Sikkelerde , örneğin Çanakkale’ nin 1897 , Bayramiç Belediyesi’nin 1902 , Midilli de ki Plumari Belediyesi’nin 1890 , Dikili Belediyesi’nin 1895, Midilli Belediyesi’nin 1883 ve Yunda ( Cunda) Belediyesi’nin 1882 tarihini bulursunuz. Tüccarların , Belediyelerin yada kiliselerin bozuk para sıkıntısını gidermek için kendi damgalarıyla çıkardıkları genel olarak ‘Countermark’ denilen bu sikkelere ender de olsa birilerinin elinde rastlayabilirsiniz.

MOSHONİS HİKAYESİ
   Osmanlı Rumlarının Cunda’ya ‘Moshonisi’ (Kokulu Ada) dediğinden söz etmiştik. Bunun için Ortaçağda yaşamış Moshos adlı bir korsanın, barınağı buradaydı , isim bundan kaynaklanıyor derler.
   Gerçekten, Cunda’nın hemen arkasında , dar ve sığ bir boğazın ayırdığı adanın eski adı ‘Moshos’ tur . Ayvalıklılar’ın Mosco biçiminde söyledikleri ada… Bu ad zamanla tüm ada için kullanılır olmuştur.
   Başkaları da bu adada yetişen bitkilerin , yaydıkları güzel kokudandır bu ad; Bazılarıysa, kuzeybatı rüzgarlarının kuzey boğazından ve Tanrısal dağ İda dan (Kaz Dağı) getirdiği temiz havadır derler.
   Biz, son iki görüşe katılarak, şöyle bir senteze varıyoruz: Bu adanın o eski adı, zengin bitki örtüsünden çıkan kokuların ve denizden gelen iyot, oksijen le birleşiminden kaynaklanmaktadır!…
   (Ayvalık’ı Gezerken kitabının saygıdeğer yazarı Sn. Ahmet Yorulmaz Beyefendiye katkılarından dolayı sonsuz teşekkürler.)
 

Bir adalar cennetidir cunda ve civarı işte bazılar bunların hepsini hergün düzenlenen ada turları sayesinde gezebilirsiniz.

Adalar:
1)Çıplak
2)Yumurta
3)Güneş
4)Yuvarlak
5)Kamış
6)Kılavuz
7)Taşlı
8)Yelken
9)Yanlız
10)Küçük maden
11)Cunda
12)Hasır
13)Dolap
14)Kutu
15)Balık
16)Çiçek
17)Kayabaşı
18)Kız
19)Poyraz
20)Tavuk


Bozcada

Written by admin on Mar 2nd, 2008 | Filed under: Tatil Yerleri

Kuzey Ege’nin gizemli adası…BOZCAADA
    
İlk görüşte güzelliğini bu kadar belli etmeyen, ama bir kere ayak bastıktan sonra hiç bitmeyecek bir aşkla bağlandığınız bir yer oldu mu hayatınızda?  Burası ufaklığından beklenmeyecek kadar çok süprizlerle dolu ve ilkini siz feribotla adaya yaklaşırken yapıyor. Nasıl da boz ve terkedilmiş görünüyor uzaktan… Ama bu görünüşe aldanmamalısınız, çünkü attığınız ilk adımla beraber sizi başka bir hikaye bekliyor. Bu boz görüntünün arkasındaki uçsuz bucaksız bağları, onları bekleyen güzelim bağ evlerini,  rüya gibi kumsallarını, pırıl pırıl temiz denizini,  size özel olacak kadar küçük koyların, kekik kokulu tepelerini, lezzetli şaraplarını ve yemeklerini keşfettikten sonra ilk gördüğünüz halini bile sevgiyle bağrınıza basacaksınız…

(more…)


Bodrum

Written by admin on Mar 2nd, 2008 | Filed under: Tatil Yerleri

Yıl sonuna kadar uçaklarda boş yerin olmadığı, İngiliz turistlerin bayıldığı, rusların tanışmak için can attığı, Türklerin vazgeçemediği ve çılgılık duvarlarının aşıldığı bir eğlence merkezi olan Bodrum, bu çılgın kalabalığı akvaryumu anımsatan koylarıyla serinletiyor. İlk kez kez 1968 yılında tanıştığım Bodrum ile son yılların Bodrum’u arasında dağlar kadar fark oluşmuş. Örneğin çarşı içinde Bodrum’a has ve denizin mücevheri niteliğindeki süngerleri satanlar, yine mücevher satan kuyumcular olmuşlar.  (more…)


Bergama - Ören

Written by admin on Mar 2nd, 2008 | Filed under: Tatil Yerleri

Tarihi ve kültürel turizmin geniş mozayiğini oluşturan Bergama,eski uygarlıkların iç içe yaşadığı ayrıcalıklı bir ilçedir.Sahip olduğu tarihi,kültürel ve doğal değerler her toplum,her kesim ve her yaş grubundan turiste hitab edecek çeşitliliktedir. Bergama,merkez ve çevresinde Arkaikelenistik,Roma,Bizans,Selçuklu ve Osmanlı devirlerine ait önemli ziyaret yerleri vardır.Bunların en önemlileri Akropol,Asklepion,Kızılavlu,Zeus Sunağı (1897 yılında Almanya’ya kaçırılmıştır.,Roma Tiyatrosu (Halk arasında viran kapı olarak biliniyor) ,timülüsler,Hanlar,Hamamlar, Camiler,köprüler ,Türbeler ve çeşmeler bulunmaktadır.Arkeolojik kazıda çıkarılanlar Bergama Müzesinde sergilenmektedir. İlçemizin turizm potansiyelinin daha iyi değerlendirilebilmesi için konaklama işletmeleri yanında eğlence ve dinlenme ağırlıklı kollektif mekanlar,park ve yaya yolları yapılmalı,cadde ve sokak ışıklandırmaları çoğaltılmalı,vitrin düzenlemeleri,sağlık ve spor tesisleri kurulmalıdır.Organize tur şeklinde gelen turistlere Bergama için sadece 2-3 saat ayrılmaktadır. (more…)